Kanada’nın ABD’den uzaklaşma çabası, AB Çin’e Karşı, ABD kuantuma yatırım peşinde: Küresel piyasalarda neler oluyor?
Investing.com – Küresel ekonomi, 2025 yılı son çeyreğinde ticaret politikaları, para piyasaları ve teknoloji yatırımları açısından kritik gelişmelere sahne oluyor. Kanada’dan Çin’e, Güney Kore’den ABD’ye uzanan bir dizi karar ve açıklama, hem makroekonomik dengeleri hem de ticaret ilişkilerini yeniden şekillendirecek nitelikte. ABD’nin ticaret tarifeleri etkisini sürdürürken, Kanada ihracatta yön değişikliğine giderken, Avrupa Birliği Çin’e karşı önlem sinyali veriyor. Aynı zamanda, faiz kararları ve kuantum yatırımlarıyla para ve teknoloji politikası yeni yönler kazanıyor.
Kanada, ihracatta ABD’ye bağımlılığı azaltmayı hedefliyor
Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin ihracat politikasında önemli bir değişime giderek ABD dışındaki pazarlara yönelme hedefini açıkladı. Carney, mevcut ekonomik koşullarda ABD ile olan ticari bağların avantajdan çok risk taşıdığını belirtti. Özellikle ABD’nin uyguladığı tarifelerin otomotiv, çelik ve kereste gibi sektörlerde yatırımları olumsuz etkilediğini ve bu durumun belirgin bir belirsizlik yarattığını ifade etti.
Carney, gelecek on yıl içinde ABD dışı ihracatı iki katına çıkarmayı amaçladıklarını söyledi. Kanada’nın toplam ihracatının %75’inden fazlası halen ABD’ye yapılırken, 2026 yılında serbest ticaret anlaşmasının yeniden gözden geçirileceği bilgisi de dikkat çekti.
AB’den Çin’in maden kısıtlamalarına karşı önlem sinyali
Avrupa Komisyonunun önde gelen ekonomik yetkilisi Valdis Dombrovskis, Çin’in nadir toprak elementleri ihracatında uyguladığı kısıtlamalara karşı Avrupa Birliği’nin karşı önlemleri değerlendirdiğini açıkladı. Dombrovskis, bu konuda uluslararası iş birliklerine açık olduklarını ve yakın zamanda Washington’da düzenlenen G7 toplantısında bu konunun gündeme geldiğini belirtti.
Çin, Temmuz ayında Avrupa’ya sevkiyatları hızlandırma yönünde bir anlaşma yapmasına rağmen, ihracat üzerindeki kontrolünü sürdürmüş ve Ekim ayında kısıtlayıcı tedbirlerini genişletmişti. Avrupa tarafı, bu yaklaşım karşısında ticari dengenin korunabilmesi için tedbirli bir duruş sergileneceğini vurguladı.
ABD tarifeleri, Çin’in büyümesini %0,3 oranında yavaşlatmış olabilir
Capital Economics tarafından yayımlanan analize göre, ABD’nin Çin’e uyguladığı tarifelerin bugüne kadar Çin’in gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) büyümesini %0,3 oranında düşürmüş olabileceği tahmin edildi. Ekonomist Julian Evans-Pritchard, Çin ihracatının 2025 yılı itibarıyla %6 bandına yavaşlamasının tarifeler dışında da beklendiğini, ancak tarifelerin bu büyüme oranını %2’ye çekmiş olabileceğini belirtti.
Rapor ayrıca, Çin para birimi yuanın ticaret ağırlıklı olarak %4’lük değer kaybı yaşamamış olması durumunda büyüme üzerindeki etkinin daha yüksek olabileceğini kaydetti. Küresel ticaret akışlarının esnekliği, tarifelerin etkisini dengeleyici bir unsur olarak öne çıkıyor.
Washington, kuantum teknoloji firmalarına yatırım planlıyor
Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, federal fonlar karşılığında önde gelen kuantum bilgisayar şirketlerine yatırım yapmayı planlıyor. Hükümetin IonQ, Rigetti Computing ve D-Wave Quantum gibi şirketlerle müzakerelere başladığı bildirildi.
Planlanan düzenlemelere göre, ABD hükümetinin şirkette doğrudan pay sahibi olacağı ifade ediliyor. Görüşmelerin her biri için en az 10 milyon dolarlık kamu fonu tahsis edilmesini içerecek biçimde yürütüldüğü belirtildi.
Güney Kore Merkez Bankası faizi sabit tuttu
Güney Kore Merkez Bankası, politika faizini %2,5 seviyesinde sabit tutma kararı aldı. Karar, konut piyasasında yaşanan aşırı ısınma ve para birimindeki değer kaybının faiz indirimi için alanı daraltması nedeniyle alındı. Bankanın yedi üyeli komitesi, finansal istikrarı önceleyen bir tutum sergiledi.
Reuters anketine katılan 35 ekonomistten 33’ü bu sonucu öngördü. Piyasada öne çıkan beklenti, Kasım ayında sınırlı bir faiz indirimi daha yapılabileceği, sonrasında ise uzun süreli bir bekleme süreci yaşanacağı yönünde. Politika yapıcıların özellikle mülkiyet piyasası ve dış ticaret kaynaklı riskleri daha yakından dikkate aldığı belirtiliyor.








